Gürçeşmeliler
E-Posta Gurubumuza Katıl
Adı Soyadı

E-Posta

Kısa Mesaj


Başlangıç:5 Aralık 2006

KÖYÜMÜZDE DEĞİŞEN AĞIZ FARKLILIKLARI




KÖYÜMÜZDE DEĞİŞEN AĞIZ FARKLILIKLARI

Köyümüzde 4-5 kuşakta değişiklik gösteren bu ağız farklılıkları kimileri için yeni mekana uyma kimileri içinse de eskiden kopma diye algılanmıştır. Bence bu değişiklik zaman içinde kaçınılmaz olmuştur. Çünkü dedelerimizin gelmiş olduğu topraklar, şuan bulunduğumuz enlemden daha yukarıda ve iklim yapısıda daha sert, böyle olunca da “iklimin insan sesine verdiği özellik” diye adlandırılan yapı ortaya çıkmıştır.. Bunu algılamak için hiç araştırma yapmanıza gerek yok, televizyonunuzun kumandasıyla bir Rus kanalına ve birde Hint kanalına girmeniz yeterli. Eğer bu değişiklikleri yapmışsanız, göreceksiniz ki Rusların sert, kalın ve baskılı sesine karşılık Hint kanalında ne kadar ince ve hatta kulağınızda çınlama yapabilecek müzikaller, konuşmalar duyacaksınız. Bizim köyümüz insanında da olan olay bu şekildedir. Ama bizler ne olursa olsun özümüzü atalarımızdan gelen o ağız yapısını, ortak kimliğimizi tamamen unutmamalıyız. Eğer bu farklılıklarımız kaybolursa bizi biz (göçmen) yapan, dedelerimizin 400 yıllık Balkan macerasını bir çırpıda silmiş oluruz. Yinede size bunları söylerken tamamen bu şekilde konuşun demiyorum. Çünkü ülkemizde bir sürü şive ve ağız farklılıkları mevcut, ama yazışma dili, okullarda öğretilen konuşma biçimi ve devlet literatüründeki Türkçe “İstanbul ağzı” diye tabir edilen Atatürk zamanında kabul edilip uygulamaya konulan o dönemin İstanbul hanımefendilerinin konuşma şeklidir.
Eğer dışarıda yaşıyorsanız ve özleminizi gidermek için köye geldiğinizde içinizden geliyorsa kendinizde yaşça büyük bir kişiyle bu ağızla konuşabilirsiniz ; demeye kalmadan başınıza gelecekleri size sayıvereyim. Eğer konuştuğunuz kişinin işitme sorunları varsa size hiçbir değişiklik yokmuş gibi cevap verebilir. Fakat herhangi bir işitme kaybı olmayıp kendince de ben çok biliyorum havasında bir kişiyle konuşuyorsanız felaket :
-Şuna bak okula mokula gidiyom diyo ama ne biçim konuşuyo bu be, ulen benim kada bile konuşamıyo bu.
-Geçenlede falancanın çocuğuyla kavede konuşuyoz bitane duru sülediği yok bizim ..... bile ta iyi konuşuyo.
-iki lafı bi araya getiremiyo külü gibi konuşuyo, mallimle bişey öğretmemiş.
Bunun gibi bir çok örneğini arttırmak mümkün. Nerden biliyorsun bunları derseniz; daha ortaokul ve lisenin ilk yıllarında köyde konuşulan dil ban komik gelirdi, birkaç yıllık mürekkeb yalamanın vermiş vermiş olduğu bilgiçlikle bazen babaanneme “nabosun bubanne imisin derdim” oda bazen bazen iyiyim/hastayım gibi laflar etsede bazende –“dalgamı geçosun benle” der ve kızardı.
Sebebine gelince; bu zamana kadar okul-mektep görmüş farklı ortamlarda bulunmuş gençlerin çoğu kendinden öncesinin konuşurken yaptığı kusurları yüzüne söylemiş durmuş, fakat oda bilmiyor ki hangisi doğru hangisi yanlış. Devlet tarafından kabul edilen şeklinin tamamen doğru olduğunu sanıyor. Ama mümkün mü ki en azından 2000 yıllık yazılı tarihi olan bir milleti yalnız bir şive ve ağızla kabul etmek. Bence ülke içerisinde herkes konuşma dili olarak Türkçeyi bir çok şekilde kullanabilir, buda bizim dilimizin bozulmasına değil daha çok zenginleşmesine imkan sağlar. Fakat yazı dili olarak tek bir şive ve ağız bütünlüğü sağlanmalı bu bilgiler herkese verilmelidir.
Sonuç olarak siz değerli okurlarım, konuşurken ister “İstanbul ağzını”, istersenizde “köy ağzını” kullanın fakat unutmayın ki “Hiçbir varlık kendisini dünyaya getiren unsur olmadan varlığını ispatlayamaz” diyor ve bu konularında aklınızın bir köşesinde yer edinmesini temenni ediyorum.

Bir başka yazıda buluşmak dileğiyle. Hoşçakalın 24.01.2007 İbrahim ARSLAN
Gürçeşme 2006-2007 © gurcesmeliler.com Ibrahim ARSLAN Çanakkale / Biga
Anasayfa | Arşiv | Biga | Çanakkale | Gürçeşme Özel | Dost Siteler | Komşu Köyler | Köydeki Yaşam | Tarihçe | Game | Oyuncak | Free Flash Game | Video | Yöresel Yemekler | Ziyaretçi Defteri | İletişim |

çanakkale savaşları