|
Münâcât
Mevlâ varken Leylâ anılmaz; yâr Sen’sin, Ne ben varım ne bu eşyâ var; var Sen’sin, Günâhım çok, fakat sâhib-i nâr Sen’sin.
Yâ Râb! Mücrîmi affet, Gaffâr Sen’sin, Günâhımı benim setret, Settâr Sen’sin.
Hak yolda yürürken bâtıla meylettim, Günâhım üstüne günâhlar zeylettim, Başkasına değil, kendime veylettim.
Yâ Râb! Şu mücrîmi affet, Gaffâr Sen’sin, Günâhımı benim setret, Settâr Sen’sin.
Fânî dünyâya aldanmışım, vâh bana, Şeytana kanmışım, şimdi eyvâh bana, Af Sana yaraşır, elbet günâh bana.
Yâ Râb! Şu mücrîmi affet, Gaffâr Sen’sin, Günâhımı benim setret, Settâr Sen’sin.
Yolunda hizmetçi olmayı bilmedim, Aşkınla sararıp solmayı bilmedim, Bir boşaldım, tekrar dolmayı bilmedim.
Yâ Râb! Şu mücrîmi affet, Gaffâr Sen’sin, Günâhımı benim setret, Settâr Sen’sin.
Secdeye kapanıp: “Suçum affet!” dedim, Gerçi rüzgâr gibi coşup da esmedim, Lâkin rahmetinden hiç ümit kesmedim.
Yâ Râb! Şu mücrîmi affet, Gaffâr Sen’sin, Günâhımı benim setret, Settâr Sen’sin.
Fahri Kaplan
|