OSMANLI DEVLETİNİN BALKANLARDAKİ İSKAN POLİTİKASI VE MÜBADİLLERİN TEKRAR ANAYURDA DÖNÜŞÜ
(Gürçeşme köyü örneği incelenerek açıklanmıştır.)
“GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN MİLLETLER GELECEKLERİNDEN EMİN OLAMAZLAR” sözünden esinlenilerek hazırlanmış bu çalışma köyümüz ve
balkanlardan göç etmiş bir çok insan için her yerde bulunamayacak bir kaynak niteliğindedir. Bu bölümde bulunan göç
hadiselerini herkesin bilmesini ister yaşananlardan ders almasını dilerim. Çalışmalarından dolayı bu genç kardeşimizi kutlar başarılarının devamını dilerim. |
 |
MEZALİMDEN ÖRNEKLER VE FOTOĞRAFLAR
Bu bölümdeki tarihi gerçekler ve mezalimi işleyen kişilerin sonradan pişman olarak yapmış olduğu itiraflar devlet arşivlerinde ve bazı kişisel kaynaklarda olduğu
için izinsiz yayınlanması yasak. Bunun için ben bu konuları mail yoluyla dağıtmayı daha uygun gördüm, sizlerde isim, soyisim, adres ve mail bilgilerinizi gurcesme@gmail.com adresine
bırakırsanız sizlere göndrebilirim. GÖÇÜN ve MEZALİMİN DEHŞETİNİ HİSSETMENİZ İÇİN MUTLAKA OKUMANIZI İSTERİM.
 Köyümüzün balkanlardan geliş yönü.
KÖYÜMÜZÜN BALKANLARDAN GELİŞİ
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının başlamasından sonra balkanlardan Osmanlı devletine büyük bir göç başlamıştı. Halk Ruslar gelmeden evlerinde bulunan
kıymetli eşyalarını alıp kaçmayı düşünmüşlerdi, fakat birçoğu yerlerinden tepişemeden Bulgar çetelerinin yağmalamalarıyla karşılaşmışlar, ellerinde bulunan kıymetli eşyaları
alınmış, kadınların ırzına geçilmiş, erkekler kurşuna dizilmiştir. Köyümüz de böyle bir hengamenin içinde balkanların üst noktalarında Ruslara yakın yerde yer almaktadır.
Geliş yolunda karayolunu kullanarak geldiği söylenilen köyümüz, Razgrat, Şumnu, Kızanlık Ovasına geçerek, Meriç Nehri boyunca şimdiki Türkiye topraklarına ulaştıkları
düşünülmektedir. Ardından Geliboluluya gelinerek Anadolu yakasına geçilmiştir. Karşı kıyıya geçildikten sonra aileler arasında anlaşılarak köy iki kola ayrılmıştır.
(?. Bölüm Gürçeşme ve Ahlatlıburun köyünün ahlisi ??. Bölüm ise Eskişehir Kızılinler köyü ahalisi) ?.bölümde bulunan ahali Osmanlının o karışık devirlerinde devletten
bir yere yerleşme izni istemeden, boş bulunan bir araziye yerleşme düşüncesiyle yer aramaya koyulmuş fakat bu düşünce bize birçok zorluğu beraberinde getirmiştir. ,
Gelen ailelerin yollarda çektikleri sıkıntılar ve yol yorgunlukları eklenince bunu seçmelerinde haklılar. Bizleri bu güzel yeşil Coğrafyaya bıraktıkları için onlara minnettarız.)
/ Kuruluş yerleri Gani Kurt ile Ali Onat’tan aktarılmıştır . İlk önce yanıkdeğirmen yanı ( İpkaiye’ye girişteki kiraz çiftliğinin bulunduğu yer) yerleşen aileler, buradan komşu köylerin
baskılarıyla gönderilmişler ardından Cihadiye mezarlığının olduğu yere sonra köyümüzün Yurtluk denilen arazisine (köy şimdiki yerine kuruldukta sonra bu merenında bizim olmasından
dolayı yurt edinilen yer manasında “Yurtluk” adı verilmiştir.) buradanda ayrılmaya zorlanan aileler kaynarca (sivri tepenin arkasında) tarafına kurulmuş tekrar baskılarla
karşılaşınca bir kısmı dayanamayıp “biz Anadolu’nun iç kısımlarına doğru gidiyoruz diyerek ilerlemişler ve Çan’ın Ahlatlıburun köyünü oluşturup yerleşen ahalidir.
Diğer kalan kısımda bulunan İbrahim çavuşun (H-1263-1335) eşelek köyü muhtarını, Bulgaristanda askerliğini yaparken evinde misafir etmesinden ( bu bölümü dedem
Ali Arslan ve amcamız İbrahim Özcan’dan dinlediğim için dipnot olarak düştüm) ve yörük köylerinin, Çerkezlerin evlenme adetlerinin kendilerine verdikleri zararı
muhacirlere yıkmak, ayrıca gelen muhacirlerin fakir olmalarından d olayı Yörükler; kendi işlerimizi
yaptırır hayvanlarımızı güttürürüz diye düşünmüşler (bizim köylüleri çalıştırdıkları yerler olarak sivri tepenin eteklerinde eskiden sayaların bulunduğu ve buralardan köylülerimizin para kazanmak için
örüklein hayvanlarına baktıkları yaşlılar tarafından söylenmektedir.) bu amaçlarla köyün şuanki bulunduğu yere kurulmasına izin vermişlerdir. Köy geliş tarihi olarak
Osmanlı –Rus savaşı (24 nisan 1877-subat 1878) zamanında kurulduğu söylenmektedir fakat devletten izinsiz yerleşim kurduğumuzdan ve devletin karışık yapısından dolayı resmi kayıtlarda
1882 yılı diye geçmektedir. İlk geldikleri zaman 30- 35 hane olarak yerleşen köyümüz, sonradan gelen 3-4 aileyle hane sayısının arttığı söylenmektedir. İsim olarak köyümüze; gelen ailelerin çoğunluğunun
Araplar köyünden gelmesi ve çeşmelerinin çok almasından dolayı Arapçeşme adı verilmiştir. (Ayrıca bu konu hakkında, ailelerin köye geldikleri zaman şuanki Arapçeşme mevkiinde çeşme bulunmasından
ve bu çeşmenin Arap dede isminde bir kişinin yaptırmasından dolayı arabın çeşmesinin bulunduğu köy manasında
Arapçeşme adı verildii birkaç kişi tarafından doğrulanmaktadır). Ardından 1958 yılında köyümüze Çanakkale Valisinin teşrif edip köy muhtarına “ Muhtar bu isim Arapları andırıyor
bakın gür gür akan dereniz, çeşmeleriniz var sen Ankaraya bir dilekçe ver bu köyün ismi Gürçeşme olsun” dediği köyümüzde bulunan katibimiz Kadir Kiraz tarafından bizzat aktarılmıştır.
ÖNEMLİ NOT
Bazı kaynaklarda Gürçeşme köyünde yaşayanların Araplar, Aşağı kapdağı ve Ayazlar köyünden geldikleri yazmaktadır, fakat bizler gelen ailelerin çoğunun Araplar köyünden
3-4 aileninde diğer iki köyden gelip bu köyün kafilesine katılıp bizimle beraber buralara yerleştikleri için yazılarımızda hepsini Araplar köyünden gelmiştir diye işledik.Ayrıca
Kayapınar köyününde bir kısmının (bazı kaynaklarda çoğunun)Araplar köyünden geldiğini bilmekteyiz. Fakat geliş yolunda beraber olmadığımız için yazılarımızda bu köyede yer vermedik. BİLGİLERİNİZE SUNARIM
KÖYÜMÜZÜN ORADAKİ SOSYAL YAŞAMI VE KİMLİK
bu bölümü köyde duyduklarımdan ve kendi yorumlarımı katarak hazırladım.
Köyümüzün temelini teşkil eden Bulgaristan/Razgrat / Araplar köyü duyduklarıma göre kalabalık ve gayrimüslimlerle karışık bir yapının olduğu ortammış.
Halkın ekonomik durumunu burada da olduğu gibi tarım şekillendiriyormuş, kimlik yapısı olarakta Anadolunun herhangi bir yerinden gönderilen Türk aileler olduğumuzu düşünüyorum.
Bunu söylerken de şu düşüncelerimi savunuyorum ;” Köyümüzde bulunan ailelerden değişik bir dine mensup kişinin bulunmaması ve ayrı bir lisanın olmaması.
|